Avusturya Filistin konusunda sınıfta kaldı
Salı, 15 Haziran 2010 18:26
Sabahın erken saatlerinde komşusu tarafından uyandırılmak nedir hepimiz iyi biliriz. Hele hele haftasonuysa bu bir işkence gibi gelir. Devam uyumak istersiniz, ama gürültüden uyuyamazsınız. Komşuluk ilişkilerine önem veriyorsanız komşunuzun kapısına dayanıp "Kardeşim pazar sabahı ne bu gürültü? Ne hakkın var beni rahatsız etmeye" de diyemezsiniz.
Bunu söylediğiniz taktirde büyük bir ihtimalle komşunuz size selamı sabahı kesecektir. Asansörde veya merdivende karşılaştığınızda belkide zorla selamınıza karşılık verecektir, ancak bu selamın içten gelmediğini anladıkdan sonra bir daha karşılaştığınızda belkide bu kez siz karşılık vermek istemeyeceksiniz.
İşte komşuluk ilişkileri böyledir. Dengeyi iyi tutmak gerek. Sonuçta karşınızdaki de bir insandır ve her insan gibi o da farkında olmadan hata yapabilir. Belkide sizi rahatsız ettiğinden haberi bile yoktur. Bu yüzden sabahın "köründe" uyandırılsanızda bazen görmemezlikten gelmek lazım.
Devamını oku...
Bir Türk entegrasyondan ne anlıyor?
Cumartesi, 15 Mayıs 2010 23:03
Bir önceki yazımda, bir Avusturyalının entegrasyondan ne anladığını ve Türk veya diğer göçmenlerden neler beklediğini yazmaya çalışmıştım. Avusturya medyasında entegrasyonla ilgili çıkan haberin altındaki okuyucu yorumları bu konuda zaten bana her türlü imkanı veriyordu. Şimdi ise sizlere, bir Türk’ün entegrasyon denilince neler anladığını yazmaya çalışacağım. Bildiğiniz gibi yurtdışında 6 milyondan fazla Türk göçmen yaşamaktadır. Bunların hemen hemen yarısı ise bulundukları ülkelerin vatandaşlığına geçtiği bilinmektedir. Aslına bakacak olursanız, zaten bu da, Türklerin bulundukları ülkelerin şartlarına uyum sağladıklarından dolayı vatandaşlığa alındıklarını göstermektedir. Vatandaşlığa alınanlar, kimi zaman yasalara göre, kimi zaman ise sınavlara girerek vatandaşlığa alınmışlardır. Çünkü vatandaşlığa geçemezsiniz, vatandaşlığa alınırsınız. Vatandaşlık size verilir... Geri alması da şartlara göre yine onların elindedir.
Devamını oku...
Bir Avusturyalı entegrasyondan ne anlıyor?
Cuma, 07 Mayıs 2010 00:38
Entegrasyonu tepeden inme kanun ve talimatlarla yapmaya çalışanların sayesinde en az bir 50 yılı geride bıraktık. Bir yandan uyum ve entegrasyon çalışmaları yapılırken, bir yandan da her seçim arefesinde yabancı düşmanlığı körüklendiğinden, bazı kurum ve yetkililer tarafından kazancı yüksek bir "pazar" olarak görülüp tüm samimiyetini kaybettiğinden, yapılan çalışmaların da pek bir işe yaramadığı ortada.
Şimdi bütün Avrupa'daki devletler bir bir günah çıkartıyor ve hepsi sırayla "Entegrasyon konusunda hata işledik, sil baştan" diyorlar. Çünkü; hep tek taraflı düşündüler ve tek taraflı hareket ettiler. Türk toplumunun beklentilerini, ihtiyaçlarını hiç dikkate almadılar. Müslüman toplumunun taleplerine hep şüphe ve tereddüt ile yaklaştılar. Yabancı çocuklarının üniversitelerde okumasını, doktor, avukat, mühendis veya öğretmen olmasını değil, hep fabrikalarda işçi olmasını beklediler. Daha ilkokul yıllarında fabrikalar özendirildi ve "işçisin sen, işçi kal" zihniyetiyle daha çocuk yaşlarında işçi gömleği giydirildi. Yabancıların da bu ülkenin bir parçası olduğunu ve bu ülkeye hizmet ettiğini kabul etmediler...
Devamını oku...
Meğer kimlerle "Diyalog" yapmışız!
Pazartesi, 12 Nisan 2010 14:15
Geçmiş yıllardı, gerçi üzerinden fazla bir zaman da geçmedi. Daha bundan birkaç yıl öncesine kadar herkesin dilinde bir "Dinlerarası Diyalog" fırtınası vardı. Camide, okulda, evde ve sokakta herkes arasında konuşuluyordu bu iki kelime. Hatta, bazı dernekler "Biz daha iyi diyalog yaparız" yarışına girmişler ve büyük "yardımlar" almışlardı.
Birgün, Cuma namazından sonra çıkıp, başta hocamız olmak üzere bütün cemaat kiliseye gitmiştik. Daha doğrusu ne olduğunu bile anlamadan, davet edilmiştik. Türk örf, adet ve geleneğine, İslamın ve Müslümanlığın vermiş olduğu eğitim ve terbiyesi ile hocamızın sözünü dinleyip, hiç itiraz bile etmeden gitmiştik kiliseye. Çünkü yüce dinimiz, bize böyle buyuruyordu. "Allah'ın gönderdiği bütün kitaplara ve bütün peygamberlere birisini diğerinden ayırmadan inanmak". Madem biz Hz. İsa'ya ve İncil'e de inanıyoruz, o halde ne sakıncası olabilirdi ki? İnanın kilisede otururken bütün bunları düşünmüş ve saygı duymuştum. O gün, herşey bana yabancı olmasına rağmen gözlerim bir faltaşı gibi açılmış, etrafı seyrediyor ve hocamızın kilisede okuduğu o muhteşem ezanı dinliyordum. Öyle ya, etrafımdakilerin hepsi benden büyüktü ve yaşlıydı. Sahne gibi bir yükseklikte, hocalar ve papazlar vardı. Zaten bir defa gittim ve o da son oldu.
Devamını oku...
Avusturya'da entegrasyon tedbirleri, entegrasyonu baltalıyor!
Cumartesi, 06 Şubat 2010 16:05
Her seçim döneminde göçmenleri hedef alan ve yabancı düşmanlığı üzerinden ucuz oy avcılığı yapan partilerin en büyük seçim malzemesi olan "Entegrasyon" sözcüğü, son günlerde yine Avusturyadaki Türk kökenli göçmenleri üzmeye başladı. Son çıkan‚ "Fekter Kanunları" nedeniyle yine bu konuya değinmek şart oldu.
Yarım asırdır yabancı işçi (Gastarbeiter) çalıştıran Avrupa ülkelerinde diline, dinine, yediğine, içtiğine ve hatta giydiğine dahi karışılmayan, Avrupa‘ya hiç sorun olmayan, hatta Avrupa’nın kalkınmasında büyük emekleri olan Türk göçmenler, her geçen gün şok üstüne şok yaşıyorlar. Yanlış politikaları yüzünden bozulan ekonomik ve sosyal yapıyı göçmenlerin üzerine atan hükümetlerin‚ "Entegrasyon tedbirleri" adeta‚ "Entegre olmuşları bile" cezalandırıyor! Bir yandan, Türk kökenli göçmenlere yönelik çıkartıldığı bilinen ve hukuk dışı olduğu hukukçular tarafından bile söylenen; Türkiye’de evlenecekler için evlilk yaşının 21’e çıkartılması, diğer yandan ise aile birleşimi dolayısıyla AB dışı ülkelerden yada Türkiye’den gelecek eşlere bulunduğu yerde zorunlu tutulan dil sınavı; Ayrıca Almanca dil kursunun 300 saatten, 600 saate çıkartılması, hatta dil kursu ile ilgili maddi şartların daha da ağırlaştırılması, aile birleşimi için gerekli olan gelir miktarının artırılması, vatandaşlığa geçişin sınavla yapılması ve hatta 01.01.2010’dan sonra şartların daha da zorlaştırılması ve daha bir çok ceza gibi şartlar olsa olsa entegrasyona hizmet yerine, entegrasyonu baltalamak olur!
Devamını oku...
Entegrasyon sorunları ve çözüm önerileri! 3. Bölüm
Salı, 29 Aralık 2009 15:19
Hatırlarsanız, bundan önceki iki bölümde genellikle Türk ve müslüman kökenli göçmenlerin entegrasyon konusunda karşılaştıkları sorunları anlatmaya çalışmıştım. Toplumun parça parça olduğunu, toplum içerisinde kutuplaşmaların arttığını, toplumun gittikçe ayrıştığını, hatta bu durumun çocuk yuvalarından tutun da Üniversite sıralarına kadar uzadığını, komşuluk ilişkilerini bile zedelediğini ve yabancı (göçmen) düşmanlığının toplumu bir kanser gibi sardığını ifade etmeye çalışmıştık. Bilhassa son iki yıl içerisinde peşpeşe gelen seçimler, seçimlerde ise yabancılar aleyhine kullanılan kışkırtıcı sloganlar, bu arada artan kriminal olaylar ve bunları yapanların da genellikle yabancı kökenli veya ilticacıların olması entegrasyonu istemeyen ve yabancı düşmanlarının ekmeğine yağ sürüyordu. Herşey yapılıyordu ama entegrasyon kelimesi bir türlü gündemden düşmüyordu! Entegrasyon büroları, uzmanları, toplantıları, kitapları, broşürleri, konuşmaları, dernekleri ve herşeyi vardı ama kimse bir türlü mutlu olamıyor, memnun kalmıyordu. Peki neden?
Devamını oku...
Entegrasyon sorunları ve çözüm önerileri! 2.Bölüm
Salı, 29 Aralık 2009 15:17
Birinci bölüm yayınlandıktan sonra bir çok okuyucumuzdan telefon ve e-mailler aldım. İlgi gösterdikleri ve destekledikleri için hepsine sonsuz teşekkür ediyorum. Sevgili okuyucular; Entegrasyon konusunda göçmenlerin uğradığı o kadar çok haksızlıklar var ki, bunları bütün politikacılar ve uzmanlar çok iyi bildikleri halde bu konu sadece 'seçim malzemesi' olarak kullanıldığından devamlı olarak elde bir 'joker' olarak tutulmaya da devam edilmiştir. Entegrasyonun eyalette ve ülkede oluşması için kimler neler yapmış ve ne kadar gayret etmiş bir bakın. Bir yandan entegrasyon istenirken, diğer yandan ise Türk ve Müslüman düşmanlığı yapılarak toplum kutuplaşmaya doğru itilmiştir. Bir yandan entegrasyon istenirken, diğer yandan ise duvar afişlerinde ve medyada göçmenler aşağılanmıştır. Bir yandan entegrasyon istenirken, diğer yandan ise entegrasyonu bozacak en ağır yasalar çıkartılmış, göçmenlerin ve uzmanların entegrasyon çalışmaları baltalanmıştır.
Devamını oku...
|
|